12 Mayıs 2009 Salı

XBOX 360: Football Revolution


PlayStation 3'e nazaran aynı kaliteyi daha uygun fiyata sunduğu için ben de XBOX 360 sahibiyim. Gerçi uzun zamandır vakit olmadığı için el süremiyorum bile ancak, açtığımda ilk oynadığım oyun FIFA 2009 oluyor. Neyse reklama geçelim, McCann Erickson Londra tarafından, stadyumların dışındaki billboardlar için hazırlanmış olan XBOX 360 ilanı.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Futbolun Diğer Tarafı: The Soccer Project


The Soccer Porject, iki Amerikalı futbolcunun, kendi deyimleriyle "futbolun pek de ihtişamlı olmayan tarafını" anlattıkları, 25 ülkeyi kapsayan bir belgesel. Çekimleri tamamlanmış ancak, post-production için sitelerinde bağış topluyorlar. Belgeselle ilgili detaylı bilgiye sitesinden ulaşmanız mümkün.

Bu arada, Paris'teki sahanın manzarasını feci kıskandım. Gerçi biz de bir kere Barbaros Meydanı'nda bir maçlığına da olsa top koşturmuştuk, pek yakın olmasa da boğaz manzaralı futbol keyfi yaşadık sayabiliriz kendimizi :)

10 Mayıs 2009 Pazar

Art of Football


Nike, 2008 yılında farklı bir adım atarak düzenlemeye başladığı Nike 1/1 yarışması ile sanata el attı. Üstte de 2008 yılındaki yarışmayı kazanan Patrik Söderstam'ın çalışmalarını görüyorsunuz. Sanatçı "The Core" adını verdiği çalışmasında, insanların futbola ne denli önem verdiğini anlatmaya çalışmış. İlerleyen günlerde bu yarışmadan hoşuma giden işleri de paylaşacağım.

Athletic Bilbao Antremanı



13 Mayıs'ta Valencia'da Barcelona ile oynanacak İspanya Kupası finali öncesi, Athletic Bilbao'nun yaptığı son antremanı yaklaşık 18,000 taraftar izledi.

8 Mayıs 2009 Cuma

Franck Ribery vs Luca Toni

Link: Franck Ribery vs Luca Toni Werbung UEFA Euro 2008

Euro 2008 zamanları bloğum olmadığı için ancak şimdi paylaşabiliyorum. Euro 2008 öncesi Allianz Arena'da Franck Ribery ve Luca Toni birbirleri ile çekişme halinde. Stadın içerisinde birbirleriyle çeşitli iddialara girip, çocuklar gibi sidik yarıştırıyorlar. Gerçi, ikisinin de Euro 2008'deki performansları bunun kadar eğlenceli değildi ama neyse...

7 Mayıs 2009 Perşembe

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Futbolcu Gibi Sevinen Teknik Adamlar

Biraz önce Guardiola'nın çılgınca sağa sola koştuğunu görünce aklıma geldi bu teknik direktör tipi. Guardiola, geçtiğimiz hafta da Camp Nou'da oynanan ilk maçta da hakemin penaltı çalmamasına kızınca soluğu dördüncü hakemin yanında aldı ve bir holigan edasıyla var gücüyle çemkirmişti.
Bir taraftar olarak hoşuma gidiyor bir teknik direktörün böyle tepkileri. Zaten, hangi taraftar istemez ki böyle bir teknik direktör kendi takımına? Hem taraftar, sahada kendisi gibi tutkulu birinin takımı yönettiğini hisseder; hem de kendi açısından hata yapma kredisini artırmış olur, taraftarın dili varmaz "istifa" kelimesine.
Ertuğrul Sağlam gönderildiğinde bir ara Slaven Bilic ismi gündeme gelmişti de heyecanlanmıştım. Çünkü 90. dakikada bize gol attıktan sonra taç çizgisinde kumaş pantolonla attığı sevinç ve arıza dolu depar unutulmaz. Açıkçası, sahada gezinen taraftar olarak anılan Pascal Nouma'yı gören bu taraftar, yedek kulübesinde çılgın atan teknik direktöre de aynı şekilde, hatta daha sıkı bağlanır.

Avustralya-Özbekistan Maçı Reklamı

video

Avustralya Futbol Federasyonu, 1 Nisan'da oynanan Özbekistan maçı öncesi, bilet satışı artırmak için bir reklam filmi çekti. Filmde, Özbekistan'ın maça ne kadar önem verdiği esprili bir şekilde anlatılıyor. Bu maçı Eurosport'tan izlemiştim de, tribünler tıklım tıklım doluydu, reklam amacına ulaşmış demek ki. Maçı da Avustralya 2-0 kazandı, gollerden birisini de penaltıdan Harry Kewell kaydetti.

5 Mayıs 2009 Salı

Stadyum Işığı Tadında Masa Lambası


Futbol fanatikleri gayet uygun tasarım açısından. Ancak, fiyat bakımından aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çünkü fiyatı 70 pound.

Bir MyFootballClub Vardı Ne Oldu Ona?


2007'de internete düşen haberle senelik 35 Pound aracılığı ile bir futbol kulübü sahibi olabileceğimizi, teknik adamdan kadro seçimine, transferlerden takımın iç işlerine karışabileceğimizi öğrendiğimizde mutlu olmuştuk. Kullanıcılara gerçek Football Manager deneyimini vaad eden bu hareket, 2007 Ağustos ayında 12,000 üyeye ulaşarak Blue Square Premier Division'da mücadele eden Ebbsfleet United takımını satın aldı.

Takım 2007/2008 sezonunda ligi 69 puanla 11. bitirmiş. Bu sene ise geçen sezona göre 3 sıra gerileyerek 58 puanda tamamlamış. Yani iki senedir takım ligin ortasında yer alarak istikrarlı bir çizgi tutturmuş diyebiliriz. Bu sene kullanıcılar tarafından yapılacak nokta transferler ile takım en azından play-off'lara kalma mücadelesine girebilir.

2008'den itibaren yaşanan çarpıcı gelişmeleri site "Milestones" başlığı altında toplamış. Bunlardan bazılarını anlatmak gerekirse:

12 Şubat 2008: Kullanıcılar Nike'ın resmi tedarikçi olarak kulübe sponsor olmasını onayladı.
15 Mart 2008: Ebbsfleet United tarihinde ilk kez Wembley Stadı'na Aldershot ile oynadığı müsabaka ile ayak bastı. Takım karşılaşmadan 4-2 galip ayrıldı.
10 Mayıs 2008:Takım Wembley Stadı'nda Torquay'ı 1-0 mağlup ederek FA Trophy kupasını müzesine götürdü. Maçı internetten 5,000 kullanıcı SKY aracılığıyla canlı olarak takip etti. Tribünde de 26,000 taraftar yer aldı.
Eylül 2008:Kullanıcıların %82'si John Akinde'nin 15,000 pound karşılığında Bristol City'ye satılmasına onay verdi. Bu dünyadaki taraftarların tek gerçek anlamda transfere hükmettiği ilk transfer olarak kayıtlara geçti.
Ocak 2009:Kullanıcılar Brentford takımında forma giyen defans oyuncusu Darius Charles'ın 25,000 pound'a transfer edilmesine onay verdi.

Bu gelişmelerden sonra siteye üye olmamak için zor tutuyorum kendimi, hatta ay sonu olmaya karar verdim. Cidden merak ediyorum, Türkiye'de böyle bir oluşum gerçekleştirilse ne kadar ilgi çeker diye. Kulağa oldukça heyecan verici ve mantıklı geliyor, çünkü ülkemizde herkes futboldan iyi anlıyor. Bu kadar iyi anlayanı bir araya getirerek belki de Türkiye'nin en mükemmel takımını çıkarmış oluruz :)

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Hayvansever Michael Fink


Beşiktaş'ın yeni transferi, Ernst'in gelecek seneki yoldaşı Michael Fink'in futbolu hakkında sağdan soldan duyduğumuz dışında pek bir şey bilmesek de, kız arkadaşı Maria ile çok sıkı bir hayvansever olduğunu öğrendik. Hatta petakids.com'da yer alan röportaja göre Peta örgütü ile birlikte Türkiye'deki sokak köpeklerine sahip çıkıyormuş. Böyle bir sosyal kuruluşun içinde yer alması gerçekten takdir edilesi bir davranış. Tekrar hoşgeldin Michael Fink.

Derbiden...



Kaynak: flickr.com-esteban08

Altay Play-Off'ta


Altay, 2002/2003 sezonunda Göztepe ile birlikte Süper Lig'e veda ettikten beri 1. ligde mücadele ediyor. Neyse ki Göztepe'nin aksine bu travmadan kurtulup daha da geriye düşmedi. 1. Lig mücadelesinin ilk yıllarında orta sıralarda yer alarak sanki bu ligin gediklisi olacakmış gibi bir hissiyata bürünmüştüm. Ancak, 2005/06 ve 2006/07 sezonlarında Altay play-off'lara kalmayı başardı.

2005/2006 yılında play-off'taki ilk maçta Orduspor'u geçmiş ancak, Sakaryaspor'a 4-1 gibi net bir skorla mağlup olarak Süper Lig'in eşiğinden dönmüştü. 2006/2007 yılındaki play-off mücadelesinde ise Malatyaspor'u eledikten sonra unutulmaz hatta inanılmaz bir Kasımpaşa finali sonrası Altay tek maçta iki kez şok yaşayarak yine 1. Lig'de kalmıştı. Öyle bir maçtı ki, gerçekten dünya tarihinde böyle bir elenme biçimi var mıdır bilemiyorum, oturup araştırmak lazım. Kasımpaşa'nın ilk yarıyı 1-0 önde bitirmesine rağmen, skoru 2-1'e getirmeyi başardı ancak, 10 kişi kalan rakibinin golüne engel olamadı. Hadi diyelimki olur, bunun uzatması var; ki Altay 120. dakikaya 3-2 üstünlükle girmişti. Ancak, nerden geldiği belli olmayan bir füzeyle maç 3-3 oldu ve Altay o moral bozukluğuyla penaltılarla elendi.

Bu sene ile birlikte Altay'ın 1. Lig'de geçirdiği süre 6 sene, play-off sayısı ise 3'e çıkmış oluyor. Bu kez rakiplerin içinde bir de İzmir takımı var. Diğeri ise Kasımpaşa. Altay, Bolu'yu geçtiği takdirde bu iki rakipten birisi ile karşılaşacak. Rakibin Kasımpaşa olması Altay için artı bir motivasyon olabilir. Karşıyaka olursa eğer, 6 yıl aradan sonra bir İzmir takımının Süper Lig'e çıkmasının sevinci de bir nebze teselli olur bizim için. Ancak önce Boluspor engeli var ki iki takım bu sene oynadığı karşılaşmalarda birbirine diş geçirememiş. Üstüne bir de tek maç olması sebebiyle iki tarafın da birbirini ısırmaktan çekinme ihtimalini eklersek, play-off'un ilk maçından uzatma heyecanı yaşanması mümkün.

Sonuçta, play-off şampiyonu olarak Altay'ı görmek istediğim (plase Karşıyaka), ve muhtemelen Kayseri'de oynanacak keyifli bir "3 maç" bizi bekliyor.

Sports Fan

Beşiktaş Kanseri


Dünyada Beşiktaş'tan başka böyle bir takım var mıdır acaba? Hangi teknik direktör gelirse gelsin rahat bir maç izleyemeyen bir taraftar... Bu kadar kritik bir maçta sahada gezinen futbolcular... Her maç doğru kadroyu ikinci yarının başında çıkaran bir teknik direktör... Sonuçta Sivasspor da kaybetti, yarış devam ediyor. Ancak, stres dolu günler de devam ediyor. Ne yazık ki 4 maç daha, pardon Sivasspor'un maçları ile beraber 8 maç daha çile çekecek bu taraftar. Fikstürlere baktığımızda iki takımın da zor maçları var. Beşiktaş'ın en zor maçı bana göre Ankaragücü, Sivasspor'un ise bu hafta oynayacağı İstanbul BŞB maçını kazandığı takdirde büyük avantaj sağlayacak gibi görünüyor. 33. haftada Gençlerbirliği'nin durumuna göre o maçı da ekleyebiliriz. Netice olarak son 4 haftada yine taraftarı sinir stres dolu günler beklediği kesin. Mayıs ayı zor bir ay olacak Beşiktaşlılar için.